Seyirlerim benim hazinelerim…!

Tiyatro , Sinema , Konser severim ben bunları …

 

Fazlacadır benim seyirlerim. Hayatımın en önemli ayrıntılarıdır dvdlerim, kitaplarım. onların bir sırası bir serisi vardır. Hepsinin yeri ayrıdır bende. Ayraçlarım bile rengarenktir, okumama neşe katar. Onlarsız yaşayamam ve onlarsız yaşamam! Ben nereye onlar oraya…  Aaaa tabiki mecmualarım onlarıda pek bir severim. Gazetesiz bir günüm geçmez, okumayınca hep bir eksiklik hissederim gün boyu. Alışkanlık yapmışım hem de ne güzel bir huy edinmişim aferin bana 😛 Özünde bilgiyi severim ben !  onlardır benim hazinem!

annemin deyişiyle çeyizim :) Öyle güzel duruyorlar ki karşımda baktıkça mutlu oluyorum… Gülümsemem yayılıyor ruhuma…

 

Sanırım bir zamanlama sürecidir bu biriktirmekten kaynaklanan, okudukça okunası kılan… seyrettikce seyredilesi hali alan…

 

Kitaplarım kadar filmlerimden de bahsedeceğim ara ara…

Filmlerimin sırası yoktur. Bazen çok eski filmleri seyreder aaa ben bunu nasıl kaçırmışım derim kimi zamanda özler defalarca seyrederim. ilk günkü gibi !

Bunları paylaşırken tabii ki vizyondan da bahsedeceğim ama seyrettiklerimi de sıralama olmadan anlatacağım. Mesela, bunda çok eğlendim , bunda çok ağladım ya da ne biliyim bu çok ilginçti  diye bendeki izlerini de göstereceğim…

 

Tabi ki bunun üstüne  söylenecek tek cümle İyi seyirler… :)

 

 

Seviyorum seni Tess ! …

Evet birkaç ay önce can dostumun tavsiyesi ile Tess Gerritsen adlı yazara ait konu içeriği polisiye-gerilim olan bir kitap serisi olan Rizzoli/Isles serisine başladım (Cnbc-e kanalında dizi olarak yayınlanmaktadır). Başta biraz çekinerek başlamıştım. Böyle çok kesmeli biçmeli bir şey olursa tırsarım falan diye 😛 ama hiçte öyle tahmin ettiğim bir durumla karşılaşmadım. Aksine çok fena sardı. Konu anlatımı o kadar ince ayrıntılı ve akıcı bir yapısı var ki, çoğu zaman elimden bırakamıyorum ama zorunlu bırakmak durumunda, hemencik ona kavuşmak istiyorum. seviyorum seni Tess ! beni acayip etkiledi. Polisiye ve gerilim üzerine de başka bir yazar tanımıyorum. Rizzoli/Isles serisine bağımlıyım. Diğer kitaplarından da okudum ama beni en çok saran bu seri olduğu için polisiye gerilim sevenler için şiddetle tavsiye ederim. şimdi biraz Tess abladan bahsedeyim. Kitaplarını ayrıntılı olarak tek anlatacağım o ayrı…

Dr. Tess Gerritsen (d. 1953, San DiegoKaliforniya), Çin asıllı, doktor, yazar.

Stanford Üniversitesi‘nde antropoloji konusunda lisans yaptı, Kaliforniya Üniversitesi’nden de tıp diploması aldı. Stajını Hawaii’de tamamladıktan sonra, doğum iznine ayrıldığı sırada ilk romanı Geceyarısından Sonra Gelen Telefon’u yazdı. Romantik gerilim olarak tanımlanan bu kitabı aynı türde sekiz roman daha izledi. New York Timesın en çok satan kitap olarak tanıttığı Hasat ile tıbbî gerilim romanları yazmaya başladı. Ondan sonra yazdığı her tıbbî gerilim romanı da çok satanlar listesinin müdavimleri arasında yerini aldı. Gece NöbetiKan GölüYörüngeÇırak ve Cerrah bunlar arasında yer almaktadır. Tess Gerritsen yazmaya odaklanmak için dahiliye uzmanı olarak sürdürdüğü başarılı hekimlik kariyerini bıraktı. New York Times’ın en çok satanlar listesinde birinci sırada yer bulmuş ilk tıbbi gerilim romanı Hasat’la dünya çapında başarı kazandı. Yazar Maine’da yaşıyor.

Cerrah romanı ile 2002 yılında RITA ödülü kazandı.

RITA hakında bkz: http://www.rwa.org/cs/contests_and_awards/rita_awards

bilgi : http://tr.wikipedia.org/wiki/Tess_Gerritsen


Uçtum geldim dopDolu !

 

Uzun zamandır sizlerden kopuk bir vaziyette çalışmaktayım. Bu sebepten dolayı sizlerden özrümü kabul etmenizi istirham ederim ey ahali… yeni içerik ve konularla güncellenmiş , coşkulu ve daha da bir enerjik dönüş yapmış bulunmaktayım. Başlangıç olarak; birtakım konularda bilgilendirmede  gündelik, bazılarını haftalık ve bazıları geniş zaman olarak ele almaya, sizlerle naçizane paylaşımda bulunmaya karar verdim. Ama bu demek değil ki içimden geçenleri, dilimden dökülenleri aktarmayacağım 😛 ooo bunlar uzar da gider ama ben bağlantıya geçer hayata dönüş yaparım…!

Anıların rengi gerçek midir * yoksa o renkler sadece yanılsama mıdır ?

 

Hayat anlardan ibaret ise, anların rengi yanılsamadan! O halde yansımanın bizdeki etkisi !!! içimizdeki duyguların kesiştiği o unutmaz anlar… bazen gülümseye bildiğimiz , bazen ise hüzünlendiğimiz …

Gökyüzünde oluşan o keskin ışıltılar… gözümüz alan o muazzam renkler…

Şimdi söyle bana hangisi daha değerli ?

 

Şöyle parlak bir kırmızı mı ? Yoksa derin bir siyah mı ? Ya da uçsuz bucaksız bir beyaz mı ?

Şimdi dur ve düşün bakalım benim rengim ne diye ? öylece beni yansıtan hangisi diye ?

 

Ben benimki söylemeden bitirmiyim! Ve evet anıların rengi gerçektir …

“şöyle uçsuz bucaksız bir beyaz anıların ter temizi olan ne olursa olsun kararmasına daima engel olan, bana ait olan, benim olan…”

 


Gülümsemek güzeldir…

Çok ara verdiğim için özür dilerim. Ve bir daha asla bu kadar araya açmayacağıma söz veriyorum! Ve kaldığım yerden devam ediyorum…

Kendim için ve keyif duyanlar için, paylaşmaya… paylaştıkça çoğalmaya… mutlu olun , kalbinizden huzuru ve yüzünüzden gülümsemenizi eksik etmeyin…

Artık Polyannacılık Oynamıyorum !

Ne desek yada ne yapsak bazen elimizden hiçbir şey gelmiyor. Hani derler ya basiretin bağlanıyor diye, tam da tabiri bu olsa gerek! Bakıyorsun yanlış olduğunu biliyorsun, tecrübe ile vasıl olmuş o ayrı, ama dinletemiyorsun lafını. Çenen boşa dönüyor!  İşte o zaman  içimden bir canavar çıkacakmış ta karşımdakini lime lime edecekmiş gibi geliyor ya işte ben bu durumdan hiç hoşlanmıyorum . Haberiniz ola ! Sonra vay efendin duymadım yok efendim bilmiyorum olmasın. Söyledim uyardım bundan sonrakilerde ben ve yapacaklarım çok kati olacak! Çünkü içimdeki Polyanna’yı yitirdim! Benden yitip gidenlerin benden söküp götürdükleri ile…
En büyük ceza hayatımdan silinip gitmek, hatta hayatımdaki tüm insanlardan, havadan , doğadan yitip gitmek olacak ! Çünkü artık öyle yapıyorum avucumun içindekileri  tek bir hamlede atıp bitiriyorum. Yoruldum artık çünkü düzeltmekten, toplamaktan! aslında idare etmekten… Artık sadece ” Benci” yim. Ne derseniz ister bencil de ister “kendici” ! Geç oldu ama temiz oldu. Bundan sonra böyle ne kadar köfte o kadar ekmek…
Biliyorum oralarda bir yerlerde olacaksınız ama artık benim canım olmayacaksınız !…

Mutluuu Yıllarrrr…


Yeni bir yıl daha yamacımızda. Bir yıl daha mı yaşlandık ? Yoksa bir yıl daha mı tecrübe edindik? Ben ikinci seçeneği tercih ediyorum. Sanırım hayatım boyunca geçirdiğim hem en akıllıca hem de en bereketli yıldı. Bu bereketin maddi yönünden çok manevi yanı beni ihya eden kısmı. Canım arkadaşlarım , dostlarım , canlarım… Sizi çok seviyorum…

Can dostum cicim sen yine bir numarasın !

 

 

Yeni yılın hepimize ; huzur , mutluluk , umut, şans ve aşk , tabi ki de bunları gerçekleştirebilmek adına bol kazanç getirmesini diliyorum. Bunlara ek olarak kendim için gönlümce bir ev de diliyorum.

Yukarıda yılbaşı ağacımın altına hepimizin dileklerini gerçekleştirmesi adına içi tılsım dolu hediye paketleri yerleştirdim. Gülücükleriniz yüzünüzden eksil olmasın… Mutlu Yıllar / Happy New Year /  Merry Christmas …

 

çikolatala

 

Unutmadan ağzımızın daima tatlılık içinde olması için mis gibi çikolatalar hepimizin ! Afiyetle…:)

Zaman zaman hatıralarda kalan satır aralarına gizlenmiş iZ bırakan cümleler -4-

Göz bebeği: İnsanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.

 

Aşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki aşık olunan hep uzaktadır. Aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için,

maşuka “gözbebeğim!” diye hitap edilir.

Elif Şafak – Mahrem