Günahkar !… ( The Sinner )

Dünya döndükçe son bulmayacak olan iyi ve kötü arasındaki savaşı, ustaca şekillendirdiği karakterleriyle sahneye koyan Gerritsen korkuyu, son derece başarılı bir gerilim romanı olan Günahkar ile okuyucuların kalbine salıyor.

Her zaman ki hayranlığımla yine mükemmel betimleme …!

Yayım Tarihi : 2003

Arka Kapak

“Son derece heyecan verici. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız.”
-Mo Hayder-

“Gerritsen’den tuhaf bir şekilde insanı içine çeken, korkutucu ve gerilim yüklü bir roman daha.”

-Booklist-

“Gizemler ardına saklanmış, korkutucu ve çekişmeli bir mücadele.”
-Kirkus-

 

The Sinner ( Original )

Not even the icy temperatures of a typical New England winter can match the bone-chilling scene of carnage discovered at the chapel of Our Lady of Divine Light. Within the cloistered convent lie two nuns–one dead, one critically injured–victims of an unspeakably savage attacker. The brutal crime appears to be without motive, but medical examiner Maura Isles’s autopsy of the dead woman yields a shocking surprise: Twenty-year-old Sister Camille gave birth before she was murdered. Then another body is found, mutilated beyond recognition. Together, Isles and homicide detective Jane Rizzoli uncover an ancient horror that connects these terrible slaughters. As long-buried secrets come to light, Maura Isles finds herself drawn inexorably toward the heart of an investigation that strikes close to home–and toward a dawning revelation about the killer’s identity too shattering to consider.

P.S. : 2003

 

Seyirlerim benim hazinelerim…!

Tiyatro , Sinema , Konser severim ben bunları …

 

Fazlacadır benim seyirlerim. Hayatımın en önemli ayrıntılarıdır dvdlerim, kitaplarım. onların bir sırası bir serisi vardır. Hepsinin yeri ayrıdır bende. Ayraçlarım bile rengarenktir, okumama neşe katar. Onlarsız yaşayamam ve onlarsız yaşamam! Ben nereye onlar oraya…  Aaaa tabiki mecmualarım onlarıda pek bir severim. Gazetesiz bir günüm geçmez, okumayınca hep bir eksiklik hissederim gün boyu. Alışkanlık yapmışım hem de ne güzel bir huy edinmişim aferin bana 😛 Özünde bilgiyi severim ben !  onlardır benim hazinem!

annemin deyişiyle çeyizim 🙂 Öyle güzel duruyorlar ki karşımda baktıkça mutlu oluyorum… Gülümsemem yayılıyor ruhuma…

 

Sanırım bir zamanlama sürecidir bu biriktirmekten kaynaklanan, okudukça okunası kılan… seyrettikce seyredilesi hali alan…

 

Kitaplarım kadar filmlerimden de bahsedeceğim ara ara…

Filmlerimin sırası yoktur. Bazen çok eski filmleri seyreder aaa ben bunu nasıl kaçırmışım derim kimi zamanda özler defalarca seyrederim. ilk günkü gibi !

Bunları paylaşırken tabii ki vizyondan da bahsedeceğim ama seyrettiklerimi de sıralama olmadan anlatacağım. Mesela, bunda çok eğlendim , bunda çok ağladım ya da ne biliyim bu çok ilginçti  diye bendeki izlerini de göstereceğim…

 

Tabi ki bunun üstüne  söylenecek tek cümle İyi seyirler… 🙂

 

 

Çırak… ( The Apprentice )

rizolli/ıslesTess Gerritsen’in Rizolli/Isles serisinin ikinci kitabıdır. Fikrimce elinizden bırakamayacaksınız ve yavaş yavaş içinize işleyip onsuz olamayacaksınız ! Ve evet kesinlikle kontrol mekanizmanızın istem dışı olarak devreye girmiş olacağını fark edeceksiniz…

Yayım Tarihi : 2002

İçerik Hakkında:

Cerrah Geri Dönüyor… Ve Bu Kez Yalnız Değil…

Boston dedektifi Jane Rizzoli, Cerrahın elinden yeni kurtulmuş, kâbuslarının sona erdiğini düşünmeye başlamıştır ki, yeni ortaya çıkan bir seri katilin peşine düşmek zorunda kalır. Ancak bu yeni katilin yöntemlerinin Cerrahınkilere olan benzerliği ürkütücüdür. Davayla ilgili herkesten daha çok şey bilen gizemli bir FBI ajanının ortaya çıkışı Rizzoli’nin işini kolaylaştırmaktan çok daha da zorlaştıracaktır. Uzun yıllardır birlikte çalıştığı ortağının yardımı olmadan tek başına savaşmak zorunda olan dedektif, korkularıyla ve kâbuslarıyla yüzleşip Cerraha ve “çırağına” meydan okumaya hazırlanmaktadır.

 

Arka Kapak

Bu kitabın kapağını açmadan önce ışıkları yakmayı, dolapların içini kontrol etmeyi ve kapıları kilitlemeyi unutmayın. PEOPLE

Ustaca ve ürkütücü… Gerilimi ensenizde hissedeceksiniz. THE WASHINGTON POST BOOK WORLD

Gerritsen’in romanlarında bağımlılık yaratan bir şeyler var… Gözlerinizi sayfadan ayıramıyorsunuz; akıp gidiyor. Vakit gece yarısını geçip sabaha dönmesine, içinizin ürpermesine, tüylerinizin diken diken olmasına aldırmadan okuyorsunuz… MAINE SUNDAY TELEGRAM

Kendinden emin bir cerrahın neşteri gibi keskin… Tess Gerritsen bütün ustalığıyla gerilim romanları arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. PUBLISHER’S WEEKLY

Gerritsen hayranlarını hayal kırıklığına uğratmayacak bir roman… Yeni okurların bu heyecanı keşfetmesi için iyi bir fırsat… BOOKLIST

 

The Apprentice ( Original )

“The bestselling author of The Surgeon returns—and so does that chilling novel’s diabolical villain. Though held behind bars, Warren Hoyt still haunts a helpless city, seeming to bequeath his evil legacy to a student all-too-diligent . . . and all-too-deadly.”

It is a boiling hot Boston summer. Adding to the city’s woes is a series of shocking crimes, in which wealthy men are made to watch while their wives are brutalized. A sadistic demand that ends in abduction and death. The pattern suggests one man: serial killer Warren Hoyt, recently removed from the city’s streets. Police can only assume an acolyte is at large, a maniac basing his attacks on the twisted medical techniques of the madman he so admires. At least that’s what Detective Jane Rizzoli thinks. Forced again to confront the killer who scarred her—literally and figuratively—she is determined to finally end Hoyt’s awful influence . . . even if it means receiving more resistance from her all-male homicide squad. But Rizzoli isn’t counting on the U.S. government’s sudden interest. Or on meeting Special Agent Gabriel Dean, who knows more than he will tell. Most of all, she isn’t counting on becoming a target herself, once Hoyt is suddenly free, joining his mysterious blood brother in a vicious vendetta. . . .

P.S : 2002

 

Cerrah… ( The Surgeon )

Tess Gerritsen’e ait ilk okuduğum ve bu hatundan vazgeçememe sebebimin öncü eseridir.  Daha öncelerde belirttiğim gibi, 2002 yılında RITA ödülü kazanmış olan Rizzoli/Isles serisinin ilk kitabıdır.

Cerrah, inandırıcı kahramanları, sürükleyici diyalogları ve sürekli tırmanan gerilim duygusuyla bu türü sevenlerin hayran olacağı tarzda bir roman.

Yayım Tarihi : 2001

İçerik Hakkında;

Bu romanın her satırından kan sızıyor… Kitaba adını veren, planlı ve kanlı katil Cerrah gerilimi her an ayakta tutuyor.
Dr. Catherine Cordell Savannah’da seri cinayetler işleyen bir katilin vahşi saldırısına uğramıştır. Saldırgandan onu silahla vurarak kurtulmayı başarmıştır. Şimdi Boston’da dır. Ancak başka bir katil bu kentte de gerilim yaratmaktadır. Kadınların rahimlerini kesip alan ve korkunç işkencelere tabi tutan adama Cerrah adı verilmektedir. Catherine Cordell birdenbire bu katilin de hedefi haline gelecektir.

Arka kapaktan…cerrah

“Yüreğinizin çarpmasına, nabzınızın hızlanmasına hazırlanın… Eğer aradığınız yüksek voltajlı gerilimse, doğru kitabı buldunuz demektir.”

– Romantic Times

“Sürükleyici… Kitabı okurken kapınızın kilidini bir daha kontrol edeceksiniz.”
– The Gazette

 

The Surgeon (Original )

He slips into homes at night and walks silently into bedrooms where women lie sleeping, about to awaken to a living nightmare. The precision of his methods suggests that he is a deranged man of medicine, prompting the Boston newspapers to dub him “The Surgeon.” Led by Detectives Thomas Moore and Jane Rizzoli, the cops must consult the victim of a nearly identical crime: Two years ago, Dr. Catherine Cordell fought back and filled an attacker before he could complete his assault. Now this new killer is re-creating, with chilling accuracy, the details of Cordell’s ordeal. With every new murder he seems to be taunting her, cutting ever closer, from her hospital to her home. And neither Moore nor Rizzoli can protect Cordell from a ruthless hunter who somehow understands—and savors—the secret fears of every woman he kills.

P.S : 2001

Seviyorum seni Tess ! …

Evet birkaç ay önce can dostumun tavsiyesi ile Tess Gerritsen adlı yazara ait konu içeriği polisiye-gerilim olan bir kitap serisi olan Rizzoli/Isles serisine başladım (Cnbc-e kanalında dizi olarak yayınlanmaktadır). Başta biraz çekinerek başlamıştım. Böyle çok kesmeli biçmeli bir şey olursa tırsarım falan diye 😛 ama hiçte öyle tahmin ettiğim bir durumla karşılaşmadım. Aksine çok fena sardı. Konu anlatımı o kadar ince ayrıntılı ve akıcı bir yapısı var ki, çoğu zaman elimden bırakamıyorum ama zorunlu bırakmak durumunda, hemencik ona kavuşmak istiyorum. seviyorum seni Tess ! beni acayip etkiledi. Polisiye ve gerilim üzerine de başka bir yazar tanımıyorum. Rizzoli/Isles serisine bağımlıyım. Diğer kitaplarından da okudum ama beni en çok saran bu seri olduğu için polisiye gerilim sevenler için şiddetle tavsiye ederim. şimdi biraz Tess abladan bahsedeyim. Kitaplarını ayrıntılı olarak tek anlatacağım o ayrı…

Dr. Tess Gerritsen (d. 1953, San DiegoKaliforniya), Çin asıllı, doktor, yazar.

Stanford Üniversitesi‘nde antropoloji konusunda lisans yaptı, Kaliforniya Üniversitesi’nden de tıp diploması aldı. Stajını Hawaii’de tamamladıktan sonra, doğum iznine ayrıldığı sırada ilk romanı Geceyarısından Sonra Gelen Telefon’u yazdı. Romantik gerilim olarak tanımlanan bu kitabı aynı türde sekiz roman daha izledi. New York Timesın en çok satan kitap olarak tanıttığı Hasat ile tıbbî gerilim romanları yazmaya başladı. Ondan sonra yazdığı her tıbbî gerilim romanı da çok satanlar listesinin müdavimleri arasında yerini aldı. Gece NöbetiKan GölüYörüngeÇırak ve Cerrah bunlar arasında yer almaktadır. Tess Gerritsen yazmaya odaklanmak için dahiliye uzmanı olarak sürdürdüğü başarılı hekimlik kariyerini bıraktı. New York Times’ın en çok satanlar listesinde birinci sırada yer bulmuş ilk tıbbi gerilim romanı Hasat’la dünya çapında başarı kazandı. Yazar Maine’da yaşıyor.

Cerrah romanı ile 2002 yılında RITA ödülü kazandı.

RITA hakında bkz: http://www.rwa.org/cs/contests_and_awards/rita_awards

bilgi : http://tr.wikipedia.org/wiki/Tess_Gerritsen


Uçtum geldim dopDolu !

 

Uzun zamandır sizlerden kopuk bir vaziyette çalışmaktayım. Bu sebepten dolayı sizlerden özrümü kabul etmenizi istirham ederim ey ahali… yeni içerik ve konularla güncellenmiş , coşkulu ve daha da bir enerjik dönüş yapmış bulunmaktayım. Başlangıç olarak; birtakım konularda bilgilendirmede  gündelik, bazılarını haftalık ve bazıları geniş zaman olarak ele almaya, sizlerle naçizane paylaşımda bulunmaya karar verdim. Ama bu demek değil ki içimden geçenleri, dilimden dökülenleri aktarmayacağım 😛 ooo bunlar uzar da gider ama ben bağlantıya geçer hayata dönüş yaparım…!

Anıların rengi gerçek midir * yoksa o renkler sadece yanılsama mıdır ?

 

Hayat anlardan ibaret ise, anların rengi yanılsamadan! O halde yansımanın bizdeki etkisi !!! içimizdeki duyguların kesiştiği o unutmaz anlar… bazen gülümseye bildiğimiz , bazen ise hüzünlendiğimiz …

Gökyüzünde oluşan o keskin ışıltılar… gözümüz alan o muazzam renkler…

Şimdi söyle bana hangisi daha değerli ?

 

Şöyle parlak bir kırmızı mı ? Yoksa derin bir siyah mı ? Ya da uçsuz bucaksız bir beyaz mı ?

Şimdi dur ve düşün bakalım benim rengim ne diye ? öylece beni yansıtan hangisi diye ?

 

Ben benimki söylemeden bitirmiyim! Ve evet anıların rengi gerçektir …

“şöyle uçsuz bucaksız bir beyaz anıların ter temizi olan ne olursa olsun kararmasına daima engel olan, bana ait olan, benim olan…”

 


Gülümsemek güzeldir…

Çok ara verdiğim için özür dilerim. Ve bir daha asla bu kadar araya açmayacağıma söz veriyorum! Ve kaldığım yerden devam ediyorum…

Kendim için ve keyif duyanlar için, paylaşmaya… paylaştıkça çoğalmaya… mutlu olun , kalbinizden huzuru ve yüzünüzden gülümsemenizi eksik etmeyin…

Haftamızın kitabı ” Bir Gün “, David Nicholls “dan…

Çok fazla benzerlik tesadüf değildir. Ruh ikizinizle aranızdaki çekip gücüdür.Bu bazen en yakınınızdaki en adını koyamadığınız , düşündükçe yok canım ya o benim en iyi arkadaşım , anlaşabildiğim ve çok sevdiğim birebir aynım! dediğimiz ARKADAŞINIZ olabilir. Bazen Onu kaybetmemek uğruna, bazen de inat uğruna, bazen sadece bir hiç uğruna adı hep açıkta kalan AŞK’tır oysaki… Ve kayıp giden zaman yanındaki anların ve anıların yanılsamasıdır sadece… Bu kitapta sadece bir gün de bir ömür boyu yetecek anların ve anıların toplamını anlatan güzel bir hikayedir. Ayrıca filmi de 2011 yılında vizyonda gösterime girmiştir.


Arka Kapak

Aşk bazen sandığınızdan daha yakındadır…
Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuz’dur ve DEXTER ile EMMA henüz tanışmıştır. Ama birlikte geçirdikleri tek bir gün, sürekli birbirlerini düşünmelerine yetmiştir.

“Her okuyucu bu kitaba âşık olacak. Ve her yazar bu kitabı kendisinin yazmış olmasını dileyecek.”
Tony Parsons

“Bitirmek üzereyken kitabı göğsüme bastırdığımı ve üzerine iri bir gözyaşı damlattığımı söylemekten utanmıyorum.”
The Times

“Bir Gün’ün yanında bir sağlık uyarısı verilmeli: Bu kitap ciddi derecede bağımlılık yapabilir.”
Belfast Telegraph

“Enfes bir aşk hikâyesi.”
Sunday Herald 

“Bu kitabı sevmeyecek bir tek kişi bile düşünemiyorum.”
BBC

“Bu tam bir, bütün randevularımı iptal edin-beni rahat bırakın, türü bir kitap.”
The Times Book Club

 

 

 

Artık Polyannacılık Oynamıyorum !

Ne desek yada ne yapsak bazen elimizden hiçbir şey gelmiyor. Hani derler ya basiretin bağlanıyor diye, tam da tabiri bu olsa gerek! Bakıyorsun yanlış olduğunu biliyorsun, tecrübe ile vasıl olmuş o ayrı, ama dinletemiyorsun lafını. Çenen boşa dönüyor!  İşte o zaman  içimden bir canavar çıkacakmış ta karşımdakini lime lime edecekmiş gibi geliyor ya işte ben bu durumdan hiç hoşlanmıyorum . Haberiniz ola ! Sonra vay efendin duymadım yok efendim bilmiyorum olmasın. Söyledim uyardım bundan sonrakilerde ben ve yapacaklarım çok kati olacak! Çünkü içimdeki Polyanna’yı yitirdim! Benden yitip gidenlerin benden söküp götürdükleri ile…
En büyük ceza hayatımdan silinip gitmek, hatta hayatımdaki tüm insanlardan, havadan , doğadan yitip gitmek olacak ! Çünkü artık öyle yapıyorum avucumun içindekileri  tek bir hamlede atıp bitiriyorum. Yoruldum artık çünkü düzeltmekten, toplamaktan! aslında idare etmekten… Artık sadece ” Benci” yim. Ne derseniz ister bencil de ister “kendici” ! Geç oldu ama temiz oldu. Bundan sonra böyle ne kadar köfte o kadar ekmek…
Biliyorum oralarda bir yerlerde olacaksınız ama artık benim canım olmayacaksınız !…